Türkiye`nin Avrupa Birliği üyeliğiyle ilgili tartışma içerde ve bilhassa dışarda yoğunlaşarak devam ediyor. AB`nin çok fazla genişlediğinden bahisle, Türkiye gibi `kalabalık` bir ülkeyi üyeliğe almasıyla `tıkanacağı`, hareket kabiliyetinin azalacağı yönünde iddialar da seslendiriliyor. En çok tartışılan konulardan biri de Türkiye`de yaşayan nüfusun `Müslüman` oluşu. `İfsat komiteleri`nin ve `ikinci Avrupa`nın temsilcileri, `Müslüman Türkiye`nin AB üyesi olamayacağı tezine kuvvet vermek istiyorlar. Tabii aksi yönde fikir beyan eden—hem de karşı çıkanlardan daha fazla—AB üyesi ülke ve siyasetçileri de var. Portekiz Meclis Başkanı Mato Amaral de bunlardan biri.
Amaral, Türkiye`nin AB üyeliğini değerlendirirken; `iki tarafın da kazanacağı`na dikkat çekiyor. Bilindiği üzere; ülkeler arasındaki ilişkilerde sadece bir taraf kazanırsa, o ilişkinin `iyi ilişki` olduğunu söylemek kolay değildir. Türkiye`nin AB ile ilişkilerine de bu gözle bakmakta fayda var. Ne sadece Türkiye kazanacak, ne de sadece AB. Her iki `taraf` da bu işbirliğinden birşeyler kazanmak durumunda. `Berlin Duvarı`nın yıkılışından hemen sonra Avrupa üstesinden gelmeyi gerektiren çok ciddi birtakım meselelerle karşı karşıya kaldı` diyen Portekiz Meclis Başkanı Mato Amaral, AB projesini şöyle yorumlamış: `AB projemiz özgürlüğün bir ürünüdür. Dolayısı ile özgür iradesiyle kim AB`ye katılmak isterse içeri alınmalıdır. Yollar ve kurallar açık ve nettir. Bize yeni katılan herkes de bu kural ve yollara ayak uydurmak zorundadır.` (Cumhuriyet, 7 Kasım 2004)
Portekizli siyasetçi Amaral, `Portekiz neden Türkiye`ye bu kadar destek veriyor?` sorusuna da şu cevabı vermiş: `Portekiz, her zaman AB`ye, Avrupa`nın bütün insanlarını, halklarını kucaklaması gereken bir birlik olarak bakmıştır. Portekiz Türkiye`nin AB`ye üye olmak istemesini, öteki üye ülkelerden belki de daha kolaylıkla anlamıştır. Çünkü Portekiz Avrupa`nın öteki köşesindeki bir ülkedir ve ortasındaki ülkelere yaklaşımı da çevre ülkelerinkine benzemektedir. Türkiye ise Avrupa`nın tam karşı köşesindedir ve birliği doğuya doğru genişletmektedir. Orta Asya`daki önemli ülkelerle diyalog ve işbirliği içindedir. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olmasına karşın laik, demokratik bir ülkedir. Bu da saygıyla karşılanması gereken bir gerçektir. (…) Bakın, Fas`tan Endonezya`ya bu dünyada kalabalık Müslüman nüfusa sahip ülkeler var. Bu ülkelerin insanları istikrar fırsatları yakalamak istiyor. Aynı zamanda güçlü bir demokrasiye sahip olan Türkiye, AB`ye bu alanlarda önemli yardımlarda bulunabilir. Bu saydığım nedenlerden, Türkiye`nin AB`ye üye olması sadece Türkiye`nin değil, AB`nin de çıkarınadır.`
`Ben buraya Türkiye devletinin resmi davetlisi bir yabancı olarak geldim. Ama Türkiye`nin bir dostu olarak dönüyorum` diyen Portekiz Meclis Başkanı Amaral, `AB`ye girmek Türkiye`yi özgürlük, insan hakları, demokrasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal gelişim alanlarına demirliyor. Bütün bunlar Türkiye`ye çok yardımcı olacaktır` görüşünde. Mutlaka ev ödevi iyi yapılmalı, gecikmeye yol açılmamalı. Türk yetkililer, her zaman karşı tarafın sorduklarına zamanında yanıt vermelidirler. Bu da Avrupa tarafına müzakereleri sürdürmeleri için bir baskı unsuru olur. Portekiz`le AET`nin müzakereleri neredeyse dokuz yıl sürdü. Bundan yılmamak lazım` diyor.
Alman Hıristiyan demokratların Türkiye`nin nüfusunun Müslüman olduğu için hiçbir zaman Avrupalı olamayacağı şeklindeki iddialarının da hatırlatıldığı Amaral, `Bu yanlış bir yaklaşım. Demin dediğim gibi Türkiye nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olması Avrupa`ya kültürel zenginlik katar. Avrupa dünyanın en geniş ekonomik birliği haline geldiği şu süreçte bunun gereklerini de yerine getirmelidir. Yaptığımız işlere bakarsak biz dünyanın en büyük politik birliği, global bir aktör olmak istiyorsak Türkiye`yi birliğimize dahil etmeliyiz. Ancak bu şekilde medeniyetler çatışması karabasanını savuşturmuş oluruz` şeklinde konuşmuş. `Dost`larımız da `düşman`larımız kadar seslerini yükselttiğine göre, AB yolu açılacak gibi görünüyor.
Mart 9, 2009 at 7:36 am
teşekkürler recep tayyip erdoğan.senin sayendedirki bu ülke avrupa’da ilerliyor.
Mart 9, 2009 at 1:56 pm
AB ortadoğuda söz sahibi olabilmemiz ve dünya çapında fikri sorulan bir ülke olabilmemiz için çok önemli bir süreç bence. pilavdan dönenin kaşığı kırılsın diyorum ve bu yöndeki başarıların devamını diliyorum…